Milli Edebiyat Dönemindeki Bağımsız Sanatçılar

Türk edebiyatındaki yerlerini herhangi bir akımın ya da topluluğun üyesi olmadan kazanan, aruz ölçüsünü sürdüren, kendilerine özgü bir tutumla ürünler veren milli edebiyat dönemindeki bağımsız sanatçılar şunlardır:

MEHMET AKİF ERSOY (1873-1936)

Milli ve dini nitelikli manzumeleriyle tanınan Mehmet Akif Ersoy, edebiyatımızda “toplum için sanat” anlayışının başlıca temsilcilerinden biridir. Konuşma üslubuyla yazılmış manzumelerinde toplum sorunları üzerinde durmuştur. Bu konudaki görüşleri, Batı’nın yayılmacı siyasetine karşı koyabilmek için İslam dünyasının uyanması ve bir İslam birliği kurulması düşüncesine dayanır. Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sıralarında yazdığı yurt şiirlerinde coşkun bir söyleyiş ve lirizm görülür. Yalnızca gördüğünü yazan ve “hayal ile alışverişi olmadığını” söyleyen Mehmet Akif Ersoy, manzum hikâyelerini gözleme dayalı realist bir yöntemle yazar. Tevfik Fikret’le başlayan “nazmı nesre yaklaştırma ve sözcüklerin söyleniş biçimlerini bozmadan yazma” yolunu geliştirmiş, Türkçeyi aruza uydurmakta büyük bir başarı göstermiştir. “İstiklal Marşı” şairimizdir.

Mehmet Akif Ersoy Eserleri

Mehmet Akif Ersoy, şiirlerini Safahat başlığı altında yedi cilt olarak yayımlamıştır: 1. Safahat, 2. Süleymaniye Kürsüsünde, 3. Hakkın Sesleri, 4. Fatih Kürsüsünde, 5. Hatıralar, 6. Âsım, 7. Gölgeler.

AHMET HAŞİM (1885-1933)

Sembolizmin Türk edebiyatındaki en ünlü temsilcisidir. Ahmet Haşim’in “saf şiir” adını verdiği şiir anlayışına göre; “şiir, düzyazı gibi, anlaşılmak üzere değil, duyulmak üzere vücut bulmuş musiki ile söz arasında, sözden çok musikiye yakın ortalama bir dildir.” Ahmet Haşim, şiirde açıklıktan kaçar, maddenin nesnel görünümünden ve anlatımından hoşlanmadığı için yarı karanlık ortamları ve akşam saatlerini şiirine dekor olarak seçer. Hayale büyük önem veren Haşim, en soyut kavramları bile renkleri ve biçimleri değişmiş nesneler olarak anlatır. Fecr-i Âti dönehminde yazdığı şiirleri dil bakımından ağırdır. Birinci Dünya Savaşı ve Cumhuriyet dönemi şiirleri ise dil bakımından daha yalındır. Düzyazı türündeki yapıtlarında da yalın bir dil ve anlatım görülür. Bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.

Ahmet Haşim Eserleri

Göl Saatleri, Piyale (şiir); Gurabahane-i Laklakan, Bize Göre (söyleşi, fıkra); Frankfurt Seyahatnamesi (gezi)…

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

Edebiyatımızda neo-klasisizmin temsilcisidir. Türk şiirinin klasik dönemi kabul ettiği, “Divan şiiri” zevkini esas alarak şiirler yazmıştır. Tevfik Fikret ve Mehmet Akif Ersoy‘un yazdıklarını şiir olarak kabul etmeyen Yahya Kemal, “nazmın nesre yaklaştırılması”na karşı çıkar. “Şiirin nesirden başka bir kişilikte, musikiden başka bir musiki” olduğunu ileri sürerek Ahmet Haşim‘in “saf şiir” anlayışına çok benzeyen “halis şiir” adını verdiği bir anlayış geliştirir. “Aşk, sonsuzluk, ölüm, İstanbul’un güzellikleri, Türk uygarlığına hayranlık” gibi konuları işleyen Yahya Kemal, toplumsal sorunlar ve olaylar karşısında genellikle duyarsızdır. Şiirlerindeki biçim ve kompozisyon kusursuzluğuyla, dil ve söyleyişiyle usta bir şair olan Yahya Kemal‘in, edebiyatımızda özgün bir yeri vardır. Hece ölçüsüyle bir şiir (Ok) yazmış, öteki şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır.

Yahya Kemal Beyatlı Eserleri

Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Rubailer (şiir); Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (çeviri şiir); Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Edebi ve Siyasi Portreler (makale, anı)…

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir