Acımak Romanı Özet ve İncelemesi

Acımak Romanının Yazarı: Reşat Nuri Güntekin
Acımak Eserinin Türü: Roman.
Acımak Romanının Kişileri: Zehra , Mürşit Efendi…

Acımak Romanının Özellikleri

İç içe geçmiş iki olay zinciri ile roman, kişisel değişimleri konu alması bakımından Zehra’nın, hatıra defterindeki maceralar bakımından da Mürşit Efendi’nin romanıdır. Çocukluğundan itibaren Mürşit Efendi’yi kötü bir insan olarak tanıyan Zehra, hoşgörüsüz, katı kalpli, disiplinli bir öğretmendir. Zehra’nın babası Mürşit Efendi ise okulunu bitirdikten sonra idealist bir memur olarak Anadolu’ya gitmiş, Anadolu’nun memurları bekleyen çürümüşlüğü içerisinde kaybolmuştur. Kötü bir evlilik yapmış, çok istemesine rağmen çocuklarıyla gereği kadar ilgilenememiştir. Yani kendi iradesi dışında yaşayan bir insan durumuna gelmiştir. işte bu pişmanlıklar, çaresizliklerle dolu hatıra defteri, ölümünden sonra kızı Zehra’nın eline geçer. Böylece Zehra’nın dış dünya ile ilişkisi de yeniden şekillenir.

Acımak Romanı Özet

İlkokul öğretmeni Zehra görevine bağlı, ama duygusuz ve katı bir genç kadın görünümündedir. Bir memur olan babası Mürşit Efendi’nin çok hasta olduğu haberini “Benim babam yok!” diye yanıtlarsa da içten bir üzüntü, onun izin alıp İstanbul’a gelmesini önleyemez. Babası ölmüştür; Zehra yaşlı adamın bıraktığı anı defterini bir gece sabaha kadar okur ve annesinin yanlış davranışları yüzünden babasının kendini içkiye verdiğini, yuvanın bu nedenle yıkıldığını, babasının bunun için onu öğretmen okuluna vererek evden uzaklaştırmış olduğunu öğrenir. Şimdi Zehra iç yüzünü bilmeden düşman olduğu babasının acılarını anlamış, benimsemiş, acımayı ve bağışlamayı öğrenmiştir…

Acımak Romanı Kısa Özet

Zehra öğrencilerin hiçbir yanlışını affetmeyen katı bir öğretmendir. Bir gün babasının öldüğünü öğrenir ve bu nedenle istemeye istemeye İstanbul’a gider. İstanbul yolunda babasının ailesine yaptıklarını annesini, ablasını ve anneannesini nasıl öldürdüğünü ve en sonunda da kendisini bir yatılı okula verip hiç arayıp sormamasını düşünür. İstanbul’a varır. Eski komşuları Vehbi Bey, babasının “Zehra, Zehra” diye öldüğünü söyler. Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir. Zehra sandığı açar, içinde bir günlük vardır. Günlüğü okumaya başlar. Babasının ilk memuriyet yıllarını, annesiyle evlenmesini, anneannesinin davranışlarını okur. Zehra daha önce bildiği şeylerin hepsinin tam tersi olduğunu öğrenir. Aslında bu olaylarda bütün suçlunun annesi ve anneannesi olduğunu anlar. Bundan sonra içinde bir acıma duygusu oluşur. Hemen gidip babasının ayağını öper. Birkaç gün sonra okuluna tekrar döner ve artık Zehra’nın hiçbir eksiği kalmamıştır. Acımayı öğrenmiştir.

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir