Saatleri Ayarlama Enstitüsü Özet ve İncelemesi

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eserinin Yazarı: Ahmet Hamdi Tanpınar.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eserinin Türü: Roman.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eserinin Kişileri: Hayri İrdal, Halit Ayarcı, Doktor Ramiz, Pakize…

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eserinin Konusu ve Özellikleri

Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında uygarlık değişiminin birey üzerindeki sancılarını ele almıştır. İronik bir anlatımla Doğu-Batı arasında bocalayan Türk toplumunun anlatıldığı roman, başkişi Hayri İrdal’ın anıları biçiminde yazılmıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar, bu yan meczup kahramanın kişiliğinde, geçmiş özleminden kurtulamayan, geçmişe saplanmış aydınları tenkit ederken bir yandan da İkinci Meşrutiyet’in ilanından itibaren siyasetin güdümündeki sanat anlayışını, üniversite çevresinin içe dönük kısır çatışmalarını, devlet parasıyla zengin olan türedi zenginleri tenkit eder. Romanın sonuna kadar hayal ile hakikat arasında sürekli gidip gelen Hayri İrdal’ın yaşama tarzı, hayata bakışı, birtakım alegorilerin arkasından silik bir şekilde takip edebildiğimiz Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zengin hayat hikayesiyle birleşir.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Özet

[…Üretimsizliğin toplumları boş hayal, yalan dolan ve çöküntüye götüreceği savı üzerine kurulu eser, Hayri İrdal’ın anılarından yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Çocukluk çağında bir saatçinin yanında çalışmaya başlayan Hayri İrdal, ustasından, çalışma hayatının var edeceği ahlaki ve incelikli yaşama biçimini öğrenir. Saatlerin her birinde bir hayat alımlayan ustası, hayata adeta bir estet gibi yaklaşmaktadır. Ne var ki Birinci Dünya Savaşı patlak verir, genç Hayri İrdal askere alınır. Osmanlı imparatorluğu büyük çalkantılar içindedir. Savaş dönüşü Hayri İrdal evlenir; çocukluk çağında edindiği bilgi, öğrendiği iş artık göçüp gitmektedir. Bu arada Hayri İrdal’ın karısı ölür. İkinci evliliğini İspritizmacılar Cemiyeti’nde tanıştığı Pakize’yle gerçekleştiren Hayri, çocukluğunun saatleriyle bir düşler dünyasında yaşamakta, Doktor Ramiz’in tedavisine adeta cevap vermemektedir. Doktor Ramiz’in arkadaşı Halit Ayarcı’yla tanışır. Halit Ayarcı saatlere tutkun görünür. Hayri’yle ikisi, insanların saat ayarlarını kontrol eden, işin aslı aranırsa ne iş yaptığı belirsiz, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü kurarlar.

Çok geçmeden enstitünün başarısı toplumu sarar, işler büyür, çalışmalar artar; para kazanılır. Servete dönüşen bu paranın nasıl kazanıldığı pek anlaşılamaz. Hayri İrdal ve ailesi, bir sosyete hayatı yaşarlar. Pakize, Halit Ayarcı’yla kocasını aldatır. Hayri İrdal ya anlamaz ya kayıtsız kalır. Her şeyi korkunç bir kara gülmece örter. Tam o sırada Amerika’dan gelen uzmanlar Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün bir işe yaramadığını ileri sürerler. Amerikalıların bu konudaki tutumu da belirsizdir: Amaç, iş ve üretimden uzak bir enstitüyü kapatmak mı, yoksa gözbağcılığın devamı için yeni bir yol bulunmasını istemek mi, pek anlaşılamaz. Halit Ayarcı hemen bir tasfiye komisyonu kurar; hükümet yetkilileri bu yeni girişimi akla çok yatkın bulurlar. Saatleri Ayarlama Enstitüsünün bütün çalışanları şimdi tasfiye komisyonunda çalışmakta, yıllarca süreceği muhakkak bu tasfiye için sözüm ona alın teri dökmektedir…]

Saatleri Ayarlama Enstitüsü İncelemesi

Dış çevreye, insana, gündelik hayatın ortaklığına yöneliş, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde, temeldeki ‘rüya’ anlayışına bağlı kalarak, en olgun şekline ulaştı. Hayri İrdal’ın düşle gerçek arasında sallanan acıklı ve meraklı hayatı. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kendi zengin hayat hikâyesinden taşarak, iki dünya savaşı arası Türkiye meselelerinin yüze gelen sivrilerine ve aydınlarının özellikleriyle karışıyor. (…) Bu romanda çok kara ve zalim bir ‘kader’in üzerine yüklendiği Hayri İrdal’ın, bütün aşırı yeniliklerin saldırdıkları bir çerçeve, kendi hülya”, yaşayışını inatla sürdürüşü, baskı altında olmasına karşılık, neşeli bir direnme ile yaşayışı, cahillik ve geriliğin ortasında bocalayan son çeyrek yüzyılın aydınlannı ifade edlyor.”(Tahir Alangu)

Saatleri Ayarlama Enstitüsü iki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştiren bir romandır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, çocukluğu Abdülhamit döneminde geçen, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşayan Hayri İrdal’ın anılan şeklinde verildiğine göre söz konusu hicvin son elli yıllık Türk toplumuna yöneltilmiş olması gerekir. Prof. Mehmet Kaplan bu kanıda. Ama aldanmıyorsam, Ahmet Hamdi Tanpınar, Hayri İrdal’ın hayatı içine sıkıştırılan bu elli yıllık zaman diliminde, toplumumuzun çok daha geniş bir tarihi süreci içinde geçirdiği bunalımı anlatmaya çalışmaktadır. Dört bölüme ayrılmış roman: ‘Büyük Ümitler’, ‘Küçük Hakikatler’, ‘Sabaha Doğru,’ ve ‘Her Mevsimin Bir Sonu Vardır’. Yorumum doğruysa, birinci bölüm Tanzimat öncesini ele almaktadır, ikinci bölüm Tanzimat dönemini, üç ve dördüncü bölümler de Cumhuriyet döneminin başlarını ve devamını. Ahmet Hamdi Tanpınar, söz konusu dönemleri gerçekçi bir yöntemle yansıtıyor demek istemiyorum tabii. Toplumumuzun o dönemlerdeki bazı özelliklerini dolaylı bir yoldan dile getirip hicvettiğini söylemek istiyorum. (…)

Romanın tümüne egemen bir duygudan söz etmek gerekirse buna ‘abes’in duygusu diyebiliriz. ‘Saçma, hayatın kendisinde vardır ve İrdal, hayatı boyunca buna sık sık tanık olur. Fakat ayrıca, Türk toplumunun karşılaştığı uygarlık sorununun yarattığı bölünme, bu toplumu sürekli olarak rasyonel olmayan davranışlara ve saçma tutumlara iter; ve romanda genel çizgisiyle hiciv, toplumun bu yüzden içine yuvarlandığı ‘abes’i İrdal’ın bir gözlemci olarak sergilemesiyle sağlanır.”(Berna Moran)

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir