Sinekli Bakkal Romanı Özet ve İncelemesi

Sinekli Bakkal Romanının Yazarı: Halide Edip Adıvar
Sinekli Bakkal Eserinin Türü: Roman.
Sinekli Bakkal Romanının Kişileri: Rabia, Peregrini, Vehbi Dede, Kız Tevfik, Emine…

Sinekli Bakkal Romanının Özellikleri

Sinekli Bakkal romanı, ilkin The Clown and His Daugter (Soytan ve Kızı) adıyla İngilizce olarak Londra’da basılmış, Türkçesi ondan bir yıl sonra “Sinekli Bakkal” adıyla yayımlanmıştır. 1942 yılında CHP Roman Yarışması’nda birinci olan eser, edebiyatımızda en çok basılan romanlardan biridir, 1968’e kadar 26 baskı yapmıştır. “Sinekli Bakkal“, bir “töre romanı”dır. Eserde Aksaray’ın Sinekli Bakkal semti ve o semtin çevresinde II. Abdülhamit döneminin toplumsal yaşamı yansıtılmış, romanın kahramanı Rabia ile Türk toplumundaki değişim süreci anlatılmıştır. Halide Edip Adıvar, Doğu ile Batı arasındaki birleşimi Rabia ile Peregrini aşkı çerçevesinde işler.

Sinekli Bakkal Romanı Özet

Abdülhamit devrinde, Sinekli Bakkal Mahallesi’nin imamının kızı Emine, aynı mahallede bakkallık eden karagözcü ve ortaoyuncu Tevfik ile, babası istemediği halde, evlenir. Tevfik, ortaoyununda “zenne” (kadın) rolüne çıktığı için “Kız Tevfik” diye anılmaktadır. İmam çok bağnaz bir adamdır. Onun eğitimi ile yetişmiş bulunan Emine, kocasıyla geçinemeyerek yine babasının evine döner. Tevfik, İstanbul’un ünlü bir sanatçısı olur. Bir gün oyunda karısının taklidini yaptığı için İstanbul’dan sürülür. Emine’nin Tevfik’ten bir kızı olur, adını Rabia koyarlar. İmam, Rabia’yı da din eğitimi ile yetiştirir, hafız yapar. Abdülhamit’in Zaptiye Nazırı Selim Paşa da Sinekli Bakkal’da oturmaktadır. Rabia, Selim Paşa ile karısı Sabiha Hanım tarafından korunmaktadır.

Olağanüstü güzel bir sesi olan kıza, aynı konağa gidip gelen Mevlevi şeyhi Vehbi Dede alaturka musiki dersi verir. Paşanın oğlu Hilmi’ye piyano dersi vermek için konağa gelip giden İtalyan piyanist Peregreni, kızın sesine hayran olur. Ünü bütün İstanbul’u tutan Rabia, Kuran ve Mevlit okumak için cami cami dolaşmakta ve bütün kazancını İmam’a vermektedir. Günün birinde kızın babası Tevfik sürgünden döner, Sinekli Bakkaldaki eski bakkal dükkanını yeniden açar. Rabia da dedesinden ayrılır, babasıyla oturmaya başlar. Kızın sanatına hayran olan Vehbi Dede ve Peregrini, Tevfik’in evine gidip gelmeye başlarlar. Rabia, Kuran’ı hele Mevlit’i öylesine üstün bir sanatla okumaktadır ki, Doğu musikisinde adeta bir çığır açmıştır. Bu yıllarda Türkiye’de “Genç Türkler” Abdülhamit’in istibdadını kaldırmak için gizli gizli çalışmaktadırlar. Selim Paşa’nın oğlu Hilmi de bunlardandır. Orta oyununda zenne rolüne çıkan Tevfik, Hilmi’nin isteği üzerine bir kadın kılığına girip, “Genç Türkler”in Avrupa’dan gelen ihtilalci gazetelerini Fransız postanesinden alırken yakalanır. İş meydana çıkınca, Hilmi ile Tevfik Şam’a, ötekiler de Yemen’e ve Fizan’a sürülür.

Babasının oyun arkadaşı bir cüce ile yalnız kalan Rabia, bakkallık ve hafızlıkla geçinmektedir. Rabia’yı sevmeye başlayan Peregrini, o günlerde annesinden kalan serveti alarak İstanbul’a yerleşir. Müslüman olur, Osman adını alır ve Rabia ile evlenir. Bu yıllarda imam da ölür, Rabia kendi çevresinden ayrılmak istemez. İmam’dan kalan eve yerleşirler. Abdülhamit’e tam bir görev duygusuyla bağlı bulunan ve padişah aleyhinde çalışanlara türlü işkenceler ettirmekten çekinmeyen Selim Paşa, kendi oğlunu da sürdükten sonra, yavaş yavaş değişmeye başlar. Babalık ve insanlık duyguları uyanır, görevinden ayrılır. 1908’de Meşrutiyet ilan edilince Tevfik sürgünden döner; Rabia’nın bir çocuğu olmuştur; Sinekli Bakkalda yeni eski mutlu hayat başlar…

Sinekli Bakkal Romanı Kısa Özet

Abdülhamit devrinde Aksaray’da Sinekli Bakkal Mahallesi’nde imamın kızı Emine, aynı mahalleden orta oyuncu Tevfik ile babasının karşı çıkmasına rağmen evlenir. Tevfik zenne rolüne çıktığı için Kız Tevfik diye anılmaktadır. Bir süre sonra bu yüzden ayrılırlar. Ayrıldıktan sonra Rabia isminde bir çocukları dünyaya gelir. Tevfik ünlü bir sanatçı iken İstanbul’dan sürgüne gönderilir. Bu sırada Rabia sesi ile herkesi büyülemektedir. Kuran ve mevlit okumakta üstüne kimse yoktur. Tevfik sürgünden döner, kızını yanına alır. Ancak bu seferde Genç Türkler adlı bir gruba yardım ettiği için Şam’a sürülür. Rabia ise Müslüman olan piyano öğretmeni Peregrini ile evlenir. 1908 Meşrutiyet ilanından sonra Tevfik sürgünden döner, Sinekli Bakkal Mahallesi’nde eski mutlu günlere dönülür.

Sinekli Bakkal Romanı İncelemesi

Sinekli Bakkal bir “töre romanı”dır. Eserde Aksaray’ın Sinekli Bakkal semti ve o semtin çevresinde II. Abdülhamit devri Türkiye’sinin toplumsal durumu ele alınmıştır. (…) Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarında o kadar rahatlıkla ve ustalıkla anlatılan bütün o mahalle kadınları, tulumbacılar, yobaz imamlar vb. burada pek de yerine oturmamış, biraz da göstermelik olarak esere iliştirilmiş gibi durmaktadır. Eserin temeli mistik bir görüş üzerine kurulmuştur…

Cevdet Kudret Solok

…Roman iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmın ana teması Abdülhamit’in istibdat idaresi karşısında ayaklanıp devrim yapmanın doğru olup olmayacağı sorunudur. (…) Halide Edip Adıvar’a göre amaç iyi de olsa, zorbalığı yıkmak da olsa, şiddete başvurmak yanlıştı. Devrime değil, evrime inanır. Hilmi de giriştikleri işin nelere mal olduğunu görünce daha ilk aşamada fikirlerini değiştirir. Vehbi Dede’nin felsefesini benimser ve vazgeçer devrimcilikten. (…) Romanın son sayfaları, beklenen rejim değişikliğinin istenen sonuçları vermeyeceğini göstermek için yazılmıştır. (…) Ne yapmalı öyleyse? Anlaşılan, yapılacak tek şey kadere boyun eğmek, Tanrı’ya güvenmek. Halide Edip Adıvar bu görüşü Vehbi Dede’nin izinde doğru yolu bulan Selim Paşa’nın ağzından dinletir bize. (…) Doğrusu, bir Doğu ile Batı bileşiminin söz konusu edildiğini sanmıyorum. Romanda Batı uygarlığının değerlerine pek değinilmemiş, sadece çok sesli musikinin değeri üzerinde belirsiz bazı şeyler söylenmiştir. (…) Bunun dışında, Doğu-Batı bileşiminden çok, Doğu’nun Batı’ya manevi üstünlüğü görülür. (…) Tezli romanın bir tehlikesi, yazarı, kişiler arasındaki ilişkiyi, olayları tezin doğrultusunda zorlamaya itmesidir. Halide Edip Adıvar da bu tehlikeyi savuşturamamış. Hissediyoruz ki, olaylar yazarın kafasındaki bir görüşü dile getirmek için tertiplenmekte ve Rabia ile Peregrini de yazarın tezi gereği seviştirilip evlendirilmektedir. Kısacası, olayların ilk yandaki doğal gelişimi, çatışmaların yarattığı gerilim ve dramatik sahneler ikinci yanda silinip giderken Rabia ile Peregrini arasındaki zorlama ve yapay ilişkinin gelişimine bırakınca roman, hızını ve canlılığını kaybediyor.”

Berna Moran

2 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir