Öğretici Metinler

Öğretici metinler, okuyan kişiye bilgi vermek, kanılarını değiştirmek ve düşünmesini sağlayarak yönlendirmek gibi amaçlarla yazılan metinlerdir. Öğretici metinler genel olarak beş alt başlığa ayrılabilir. Bu alt başlıkları şöyle sıralayabiliriz:

A- TARİHİ METİNLER

B- EDEBİ METİNLER

C- BİLİMSEL METİNLER

D- GAZETE ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİN TÜRLERİ

  • makale
  • fıkra
  • deneme
  • eleştiri
  • sohbet
  • röportaj
  • haber yazıları

E- KİŞİSEL HAYATI KONU ALAN METİN TÜRLERİ

  • hatıra
  • gezi yazısı
  • biyografi
  • otobiyografi
  • mektup
  • mülakat
  • günlük

Şimdi öğretici metinleri daha yakından tanıyalım.

Tarihi Metinler: Tarih olaylarının ele alındığı, anlatıldığı metinlerdir.

Felsefi Metinler: Felsefi konuları ve felsefenin varlık, bilgi, değer gibi konularını ele alan metinlerdir.

Bilimsel Metinler: Bilimsel araştırmaları açık ve keskin bir dille, delillere dayanarak açıklayan metinlerdir.

Makale: Herhangi bir konuda, bir görüş veya düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazılardır. Gazete ve dergilerde yayımlanır. Önce giriş bölümünde bir düşünce ortaya atılır. Daha sonra bu düşünce, gelişme bölümünde örnekler verilerek, kanıtlar ileri sürülerek açıklanır ve savunulur. Sonuç bölümünde ise, ileri sürülen düşüncenin doğru olduğunu kanıtlama yoluna gidilir. Makale türü, Şinasi ile Agah Efendi’nin birlikte çıkardıkları ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval’de Şinasi’nin yazmaya başladığı makalelerle Türk basınına girmiştir. Bu olay birinci Tanzimat edebiyatı döneminde gerçekleşmiştir. Edebiyatımızdaki ilk makale Şinasi’nin yazdığı Tercüman-ı Ahval Mukaddimesidir. Bu eser ilk olarak Tercüman-ı Ahval gazetesinde yayınlanmıştır.

Fıkra: Güncel konularla ilgili kişisel görüş ve düşüncelerin anlatıldığı, gazete ve dergilerde yayımlanan günübirlik yazılardır. Yazar, düşüncelerini kanıtlama amacı gütmez. Okuyucuyu söylediklerine inandırmak gibi bir kaygısı yoktur. Herkese seslenebilen kısa yazılar oluşturmaya çalışır. Fıkrada günlük konuşma dili kullanılır, yer yer nükteli sözlere de yer verilir. Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfkı Atay başlıca fıkra yazarlarımızdandır.

Sohbet:  Bir yazarın, herhangi bir konudaki düşüncelerini karşısındakiyle konuşuyormuş gibi anlattığı yazılardır. Gazete ve dergi yazısı olan söyleşi yani sohbet, günlük konuşma dili ile herkesin anlayabileceği bir üslupla yazılır. Bilimsel bir anlatımı yoktur. Yazar birtakım iç konuşmalara yer verir. Sıcak bir üslup ve samimi bir dil kullanır. İçtenlik ve doğallık, söyleşinin dikkat çekici özellikleridir. Ahmet Rasim, Nurullah Ataç, Şevket Rado  başlıca söyleşi yazarlarımızdandır.

Deneme: Yazarın, herhangi bir konu üzerinde kesin sonuçlara gitmeden, kendi kendisiyle konuşuyor gibi yazdığı yazılardır. Deneme, kişiselliğin en fazla ön plana çıktığı yazı türüdür. Deneme, Nurullah Ataç‘ın anlatımı ile ”Ben’in ülkesi”dir. Yazar, anlatımda ve konu seçiminde alabildiğine özgürdür. Denemeler kişisel yazılardır. Dünya edebiyatında deneme türünün en önemli ismi Montaigne’dir. Türk edebiyatında başlıca deneme yazarları; Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sabahattin Eyüboğlu, Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Edebiyatımızda başlıca deneme yapıtları ve yazarları şunlardır:

  • Karalama Defteri – Nurullah Ataç
  • Bize Göre – Ahmet Haşim
  • Beş Şehir – Ahmet Hamdi Tanpınar
  • Denemeler – Suut Kemal Yetkin

Eleştiri: Bir yapıtın ya da sanatçının olumlu- olumsuz, iyi-kötü, güzel-çirkin yönlerini ortaya koyan yazılardır. Eleştirilerde amaç, sanatçının ya da yapıtın yalnızca eksik, kusurlu yönlerini göstermek değildir. Üstün yönlerini göstermek de eleştirmenin görevidir. Eleştirmenin tarafsız olduğu, duygularını karıştırmadığı eleştirilere nesnel; kişisel yargılarını öne çıkardığı eleştirilere de öznel eleştiri denir. Edebiyatımızda eleştiri  türü Tanzimat edebiyatı döneminde başlar. Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Hüseyin Cahit Yalçın, Nurullah Ataç, Asım Bezirci, Fethi Naci başlıca eleştiri yazarlarımızdandır. Edebiyatımızdaki ilk eleştiri eseri Namık Kemal tarafından Tanzimat edebiyatı döneminde yazılmıştır. Eserin adı Tahribat-ı Harabat’tır.

Hatıra: Bir yazarın kendisinin veya yakın bir tanıdığının yaşadıklarının anlattığı yazılardır. Yazar, olayları kendi bakış açısıyla anlatır. Anılar, yazan kişinin, yaşadığı dönem hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yapan anılar, tarihçilere yol gösterir. Anı türündeki yazılar, olayları yaşayan kişi tarafından kaleme alınmak zorunda değildir. Ünlü bir kişinin anılarını bir başkası kaleme alabilir. Edebiyatımızda yer edinmiş önemli bazı anı yapıtları ve yazarları şunlardır:

  • Defter-i Amal – Ziya Paşa
  • Kırk Yıl, Saray ve Ötesi – Halit Ziya Uşaklıgil
  • Edebi ve Siyasi Hatıralarım – Yahya Kemal Beyatlı
  •  Anamın Kitabı – Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  • Çankaya – Falih Rıfkı Atay

Günlük: Yaşanan olayların, izlenimlerin, tarihi atılarak günü gününe yazılmasına denir. Günlük ile anı arasındaki fark, günlüğün günü gününe yazılmasıdır. Anı ise geçmişteki olaylara aittir. Günlüğün eski dildeki adı ”ruzname”dir. Günlük türündeki yazılar, anılara göre daha kısadır. Günlükler mutlaka olayları yaşayan kişi tarafından yazılır. Nurullah Ataç “Günce”leriyle bu türün başarılı örneklerini vermiştir.

Mektup: Başka bir yerde bulunan bir kişiye, bir topluluğa ya da bir kuruma, bir maksadı bildirmek için yazılan yazılardır. Sanat, düşünce, bilim ve siyaset adamlarının yazdıkları mektuplar edebi mektup özelliği gösterir. Bu tür mektuplar bir düşüncenin, bir görüşün açıklanması, bir tezin savunulması için yazılır. Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır. Goethe’nin, “Genç Werther’in Acıları”; Dostoyevski’nin, “İnsancıklar”ı; Halide Edip Adıvar’ın “Handan” adlı yapıtları bunun başarılı örneklerindendir. Türk edebiyatındaki diğer başarılı mektup örneklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Şikayetname – Fuzuli
  • Ziya’ya Mektuplar – Cahit Sıtkı Tarancı
  • Süleyman Nazif’e – Tevfik Fikret

Biyografi:Ünlü kişilerin hayatını ve yapıtlarını anlatan yazı türüdür. Amaç, yaşam öyküsü anlatılan kişinin yaptığı önemli çalışmaları, yapıtlarını ve belirgin özelliklerini okura duyurmaktır. Belgelere dayanılarak yazılan bu türün ilk örneğini veren Plutarkhos’tur. Bu türün divan edebiyatındaki karşılığı ise “tezkire”dir. Şairlerin hayatlarını anlatmak için hazırlanan ve “tezkire-i şuara” yani şairler tezkiresi diye anılan yapıtlar da bu türün bir örneğidir. Edebiyatımızda tanınmış bazı tezkire yazarları şunlardır:

  • Mecalisü’n Nefais – Ali Şir Nevai
  • Sekiz Yolu – Şehi Bey
  • Gülşen-i Şuara – Ahdi

Otobiyografi: Kişilerin kendi hayatlarını anlattığı yazılardır. Biyografiden ayrılan yönü, kişinin hayatını başkasının değil, kendisinin anlatmasıdır.

Gezi Yazısı: Yazarın, gezip gördüğü yerlerin ilgi çekici yönlerini, tarihi, coğrafi, ekonomik ve sosyal özelliklerini kendi görüş ve düşüncelerini katarak anlattığı yazılardır. Gerçeği yansıtması yönünden hukuk, folklor, toplum-bilim gibi alanlar için belge görevi görür. Gezi yazıları, insanoğlunun yaşadığı yerlerin dışındaki yerleri görme merakından doğmuştur. Edebiyatımızda önemli gezi yazısı yazarları ve yapıtları olarak şunları sayabiliriz:

  • Miratü’l Memalik – Setdi Ali Reis
  • Seyahatname – Evliya Çelebi
  •  Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim
  • Hac Yolunda – Cenap Şahabettin
  • Bizim Akdeniz, Denizaşırı – Falih Rıfkı Atay
  • Avrupa’da Bir Cevelan – Ahmet Mithat Efendi
  • Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin

Haber Yazısı: Toplumda veya doğada meydana gelen çeşitli olay, durum ve görünümle ilgili bilgi ve duyurulara haber denir. Bu haberlerin halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazılara da haber yazıları denir. Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır. 5N1K’da yer alan sorulara (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) verilen cevaplarla genişletilir. Kolay anlaşılır; akıcı, açık ve duru bir dil kullanılmalıdır. Haber planı tersine dönmüş piramit diye bilinir. Tersine dönmüş piramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir. Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir. Sonuç bölümünde ise olayın etkisi anlatılır.

Mülakat: Uzmanlık alanlarında tanınmış kişilerle yaşamları, çalışmaları, yapıtlarıyla ilgili ya da istenilen herhangi bir konuda, sorulu cevaplı olarak yapılan karşılıklı konuşmaların yazıya geçirilmesiyle oluşturulan yazılardır. Bu yazılarda görüşülen kimsenin adı, ne işle uğraştığı, hangi amaç için kendisiyle konuşulduğu, buluşma yeri; sorular ve cevaplar; mülakat yapılan kimsenin o konu üzerinde temel görüşü belirtilir.

Röportaj: Konusu bir inceleme, soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısıdır. Herhangi bir yerin ya da kurumun gezilerek orada görülenlerin kişisel yorumlar veya fotoğraflarla desteklenerek kaleme alındığı yapıtlardır. Bir yerin veya kurumun röportajı yapılabileceği gibi, bir ya da birkaç kişinin veya bir eşyanın da röportajı yapılabilir. Röportaj, sunuş biçimi bakımından Amerikan Röportajı ve Alman Röportajı olarak ikiye ayrılır. Amerikan Röportajı tarzı röportajlarda giriş bölümünde okuyucu beklenmedik bir girişle karşılaşır. En son söylenmesi gerekenler en önce söylenir. Alman Röportajı tarzı röportajlarda ise yazar, konuyu anlatırken yazıya kendini katar. Konuyu kendi ekseninde anlatır.

Söylev: Bir diğer adı “nutuk”tur. Bir topluluğa güzel düşünceler aşılamak, o topluluğu duygulandırıp coşturmak amacıyla söylenen güzel ve etkili sözlerdir. İlk örnekleri Yunan edebiyatında görülmektedir. Demosthenes, Cicere bu türün en ünlü isimleridir. Edebiyatımızda ilse “Söylev” adlı yapıtıyla ATATÜRK bu türün en güzel örneğini vermiştir.

Öğretici metinler hakkındaki bilgilerini pekiştirmek için buraya tıklayarak öğretici metinler testini çözebilirsin 🙂

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.