Edebi Akımlar ve Edebi Akımların Özellikleri

Edebi Akımlar

Türk Edebiyatını Etkileyen Edebi Akımlar

Parnasizm Akımı

Parnasizm, XIX. yüzyılın ikinci yarısında romantik şiir anlayışına tepki olarak Fransa’da ortaya çıkan realist şiir akımıdır. Realizmle parnasizmin ortak yanı, romantizme karşı olmak ve pozitivizmi benimsemektir. Ancak, şiir ile düzyazının oluşumları çok farklı olduğu için, şiirde realizm ayrı bir akım olarak ortaya çıkmıştır. Romantik çevreden gelen Thèophile Gautier ile Thèodore de Banville parnasizmin hazırlayıcısı, Leconte de Lisle de en büyük temsilcisi sayılmaktadır.

Parnasizm Akımının Özellikleri

  • “Sanat için sanat” anlayışını benimser.
  • Duyguya ve hayale değil; betimlemeye, düşünceye, biçim ve söyleyiş güzelliğine önem verir.
  • Biçimsel güzelliğe ulaşabilmek için ölçüye, uyağa, biçime önem verir; konuya uygun bir ritim yaratır.
  • Şiiri saf güzellik olarak ele alır, “güzel”i her zaman yararlıya tercih eder. Bu nedenle zaman zaman GrekoLatin kaynaklarına yönelir.

Parnasizm Akımının Temsilcileri

  • Parnasizm akımının başlıca temsilcileri: T. GAUTİER (1811-1872), T.DE BANVİLLE (1823-1894), L. DE LİSLE (1818-1894), J.M. DE HÉRÉDİA (1842-1905), F. COPPEÉ (1842-1907)

Parnasizm Akımının Türk Edebiyatına Etkileri

Tevfik Fikret’in Servet’i Fünun dönemi şiirlerinde parnasizmin açık etkisi görülür. Yahya Kemal’in ilk şiirlerinde de bu akımın izleri sezilmektedir.

Sembolizm Akımı

Parnasizme tepki olarak doğmuş bir şiir akımıdır. 1885- 1900 yılları arasında en etkili dönemini yaşamış, kendinden sonraki dönemlerin şiir anlayışları üzerinde etkili olmuştur. Sembolizmin öncüsü, Charles Baudelaire’dir; “Kötülük Çiçekleri” adlı kitabı, bu akımın özelliklerini yansıtan örnekler içerir. Simgecilik akımı da denir.

Sembolizm Akımının Özellikleri

  • Parnasyenlerin şiirden kovdukları duygu ve hayal dünyası geri getirilir.
  • Şiirde “anlam açıklığı”na karşı çıkılır; anlam açıklığının şiire değil, düzyazıya ait bir özellik olduğu savunulur.
  • Sözcüklerin müzikli yapısına yaslanan bir “iç ahenk” elde edilmeye çalışılır.
  • Sanatçı, gördüğünü değil, sezdiğini; doğayı değil, izlenimlerini anlatır.
  • Gerçeğin nesnel anlatımına karşı olunduğu için, akşamın alacakaranlığı, günbatımının gizemli kızıllığı, ay ışıklı gece… dekor olarak seçilir.
  • Doğa, bir tül perdenin, buzlu bir camın arkasından izlenir gibi yansıtılır.
  • Şiirde ölçü, şiirde uyak, nazım birimi gibi biçimsel özellikler ikinci plandadır.
  • Toplumsal sorunlara yakınlık duyulmaz; bu nedenle “sanat için sanat” anlayışı benimsenir.

Sembolizm Akımının Başlıca Temsilcileri

  • E. ALLAN POE (1809-1849) ve C. BAUDELAİRE (1821- 1867)’in yapıtlarında, daha sembolist akım ortaya çıkmadan önce, bu akımın özellikleri görülür. Yapıtları: Tamerlane ve Başka Şiirler, Kuzgun… (E. Allan Poe); Kötülük Çiçekleri, Yapma Cennetler… (C. Baudelaire)
  • S. MALLARMÉ (1842-1898): Yapıtları: Eski Tanrılar, Şiirler, Saçmalar, Edgar Poe’nun Şiirleri…
  • P. VERLAİNE (1844-1896): Empresyonistler arasında da adı geçer. Yapıtları: Âşıkların Bayramı, Güzel Şarkı, Şiir Sanatı, Sözsüz Romanlar…
  • A. RİMBAUD (1854-1891): Empresyonizm akımından etkilenenler arasında adı geçmiş ve sürrealizme kaynaklık etmiştir. Yapıtları: Sarhoş Gemi, Cehennemde Bir Mevsim, İlhamlar…

Sembolizm Akımının Türk Edebiyatına Etkileri

Sembolizm, Türk edebiyatında da yankısını bulmuştur. İlk etkiler, Servet-i Fünun şairi Cenap Şahabettin’de görülür. Ancak, bu akımın bütün kurallarını benimseyen, bunu düzyazılarında da savunan ve ona uygun şiirler yazan, Ahmet Haşim’dir. Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Muhip Dıranas’ta da bu etki sezilmektedir.

Empresyonizm Akımı

XIX. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan empresyonizm akımı, asıl etkisini resim sanatında göstermiştir. Öbür sanat dallarını da etkileyen empresyonizm, özellikle şiirde, sembolistlerin uyguladığı bir yöntem olarak görülür. Empresyonistler, sanatçının dış dünyayı olduğu gibi anlatmasının mümkün olamayacağını ileri sürmüşler; bu dünyanın, ancak sanatçının hayalleriyle bezenmiş izlenimleri yardımıyla anlatılabileceğini savunmuşlardır. Kısaca, varlığın gerçek ve nesnel yanını anlatma değil, sanatçıda uyandırdığı izlenimleri anlatma amacını güderler. “İzlenimcilik” akımı da denir.

Empresyonizm Akımının Temsilcileri

Empresyonizm, sembolizmin dünyaya bakma biçimini oluşturduğu için, kaynaklarda aynı sanatçıların, hem sembolistler, hem de empresyonistler arasında sayıldığını görüyoruz.

R.M. RİLKE (1875-1926): Alman halk şarkıları geleneğinden yararlanmıştır. Şiirlerinde doğa, ölüm, özlem ve aşk gibi ana duyguları işlediği görülür. Düzyazıları da vardır. Yapıtları: Chistop Rilke’nin Aşk ve Ölüm Şarkısı, Duino Mersiyeleri, Malte Laurids Brigge’nin Notları, Genç Bir Şaire Mektuplar…

Dadaizm Akımı

Dil ve estetik kurallarını tanımayan, anlatımda başıboş bir yol tutan, bile bile kapalılığa sapan edebiyat çığırıdır. 20. yy. başlarında, anlamsız sayılan dünya değerlerine karşı çıkmak amacıyla doğmuş; akıldışı, raslantısal, sezgisel ve anlamsız bir alaycılığı ön plana çıkarmıştır. Kuralsızlığı, kural olarak benimser. Kuşkuculuğu temel alır. İsviçre’de Romanya asıllı Tristan Tzara ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Zihinleri yargılardan kurtarmak bakımından önemlidir. Yerini sürrealizme (gerçeküstücülük) bırakmıştır.

Sürrealizm Akımı

XX. yüzyıl başlarında ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Bilinçaltının karanlık ve karmaşık dünyasını sanata yansıtmak amacını güder. Fransız filozofu Henry Bergson, “sezgicilik” adı verilen felsefesiyle ruhu savunmuş, onun beyne bağlı bir nitelik olmadığını, akıl ve mantıktan daha üstün bir varlık olduğunu ileri sürmüştür. Bu felsefi bakış, sürrealizmin düşünsel temeli olmuştur.

Dr. Sigmund Freud, insanın varlığında iki yön bulur: bilinç ve bilinçaltı. O, insanı “bilinçaltı”yla açıklar. Sürrealizmin kurucusu Fransız şair ve ruh doktoru Andrè Brèton, “Mantıkçı aklın davulunu patlatıp yırtığından içine bakmak gerekir.” demiştir. Büyük savaşların (özellikle, Birinci Dünya Savaşı‘nın) yarattığı yıkım ve bunalım, insanları gerçeklerden kopmaya zorlamıştır. Bu nedenle, sanatçılar, bilinçaltı dünyasına sığınmışlar; törelere, geleneklere karşı çıkmışlardır. “Gerçeküstücülük” akımı da denir.

Sürrealizm Akımının Özellikleri

  • Bilinci ve aklı değil, bilinçaltını esas alır.
  • Şiirin kaynağı olarak, aklı ve mantığı değil; rüya, bunalım ve sayıklama ortamını görür. Yetenek ve esinin (ilhamın), ancak bilinçaltının yansıtılmasıyla ortaya çıkacağına inanır.
  • Şiirlerde, dış dünyadaki varlıklar nesnel bağlantılarını kaybeder; rüyalara benzeyen bir dünya yer alır.
  • Sanatçılar, bilinç durumundan çıkarak, hiçbir şey düşünmeden ve tasarlamadan yazmayı benimser.
  • Kimileri, gruptakilerden her birinin rastgele birkaç sözcük ya da cümle söyleyerek oluşturduğu ve “otomatik yazı” dedikleri yöntemi dener.
  • “Gülme”nin insanı ikiyüzlülükten kurtaracağını düşünür, mizaha ve espriye önem verir.
  • Şaşırtıcı imajlardan yararlanarak “olmazı olur” yapar.
  • Dil ve anlatımda anlaşılır olmayı önemsemez.
  • Gelenek, görenek, töre ve yasalara karşı çıkar.

Sürrealizm Akımının Temsilcileri

  • A. BRÉTON (1896-1966): Sürrealizmin kurucusu ve kuramcısı olan bu sanatçıya göre; şiir, insan mantığının ve iradesinin dışında kalan, bilinçaltının derinliklerinde yatan bir “cevher”dir. Yapıtları: Dindarlık Tepesi, Manyetik Alanlar, Bakire Gebelik, Ak Saçlı Tabanca, Sürrealizm Manifestosu, İkinci Sürrealizm Manifestosu…
  • P. ELUARD (1895-1952): Dadaizmden sürrealizme, oradan da toplumsal gerçekçiliğe yönelmiştir. Yapıtları: Ölmeden Ölmek, Açık Kitap, Çifte Karanlık, Görmek, Politik Şiirler…
  • L. ARAGON (1897-1982): Dadaizm ve sürrealizm anlayışlarından sonra sanatta başkaldırının yetersizliğini görmüş, toplumsal gerçekçiliğe yönelmiştir. Yapıtları: Sevinç Ateşi, Çapkınlık, Rüyalardan Bir Dalga, Güzel Parçalar, Şahane Yolculuk, Tasa, Elsa’nın Gözleri…

Sürrealizm Akımının Türk Edebiyatına Etkileri

Sürrealizm, Türk edebiyatının, kısmen, “Birinci Yeni (Garipçiler)”, özellikle de “İkinci Yeni” diye bilinen şiir akımları üzerinde etkili olmuştur.

Egzistansiyalizm Akımı

Egzistansiyalizm, kökü ilkçağ Yunan felsefesine kadar uzanan bir felsefe sistemidir. İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında bağımsız bir felsefe olarak ortaya çıkmıştır. Felsefe ve edebiyat alanında en önemli temsilcisi ve kurucusu Jean Paul Sartre’dır. Egzistansiyalizm, insanlığın yok olma tehlikesiyle karşılaştığı ve bütün değer yargılarının sarsıldığı İkinci Dünya Savaşı yıllarında kendine uygun bir ortam bularak tutunmuş, yaygınlaşmış ve bir bunalım edebiyatı biçiminde “akımlar tarihi”ndeki yerini almıştır. İnsanın bırakılmışlığını, yalnızlığını, umutsuzluğunu, güvensizliğini belirtmek; insanın kendini tanımasını, özünü yaratmasını, baskılardan kurtulmasını sağlamak için savaşmak egzistansiyalist yazarların başlıca sorunudur. Varoluşçuluk bir bakıma çağdaşlıktır. Bu edebi akımın diğer adı “Varoluşçuluk” akımıdır.

Egzistansiyalizm Akımının Temsilcileri

  • J.P SARTRE (1905-1980): Akımın kurucusu ve kuramcısı olan yazarın denemeleri, oyunları, roman ve öyküleri genellikle düşüncelerini aktarmak içindir. Ancak, bunlar sanatsal açıdan da büyük değer taşır. Yapıtları: Varlık ve Yokluk, Diyalektik Aklın Eleştirisi, Egzistansiyalizm Bir Hümanizmdir, Edebiyat Nedir? Sözcükler (deneme, eleştiri); Duvar (öykü); Bulantı, Özgürlük Yolları (roman); Sinekler, Saygılı Yosma, Kirli Eller (oyun)…
  • F. NİETZSCHE (1844-1900), A. GİDE (1869-1951), W. FAULKNER (1897-1962), A. MALRAUX (1901-1976), S. DE BEAUVOİR (1908-1986), A. CAMUS (1913-1960) gibi yazarlar da bu akıma uygun yapıtlar vermişlerdir.

Egzistansiyalizm Akımının Türk Edebiyatına Etkileri

Bu akım, derecesi değişik olmakla birlikte, çağdaş Türk edebiyatı yazarlarından kimilerini etkilemiştir. Melih Cevdet Anday ile Demir Özlü’nün kimi yapıtlarında bu etki sezilmektedir.

Fütürizm Akımı

Modern yaşantının verdiği yeni heyecanlardan doğan bir edebiyat akımıdır; yenileşmenin tüm olanaklarına açılan bir yönelmedir. Amacı, dinamizmi sanatın içine sokmaktır. Fütürist anlayışla yazılan şiirlerde, duygunun yerini makine, çark sesleri, fabrika gürültüleri almıştır. Fütürizm akımının bir diğer adı da “Gelecekçilik” akımıdır.

Fütürizm Akımının Temsilcileri

F. T. MARİNETTİ (1876-1944), V. MAYAKOVSKİ (1893- 1930)

Kübizm Akımı

Konunun görünen ve görünmeyen yönünü (özünü) geometrik şekillerle ortaya koymaya çalışan, daha çok resim dalında etkili olmuş bir akımdır kübizm akımı. Duyularla olayları birbirine karıştırmak, ayrı ayrı yerlerde geçen şeylerin birlikte aynı anda olduğunu kabul etmek esasına dayanır.

Kübizm Akımının Temsilcileri

M. JACOB (1876-1944), G. APOLLİNAİRE (1880-1918)

Letrizm Akımı

Şiirde sözün anlamını değil, sesi (harfi) temel alan, hiçbir şey anlatmayan, anlamsız şiire yönelen bir sanat akımıdır. En önemli temsilcisi Romanyalı şair İSODORE İSOU’dur. Bu akımın diğer adı “Harfçilik” akımıdır.

Ünanimizm Akımı

Bireyci dünya görüşüne ve simgeci anlayışa tepki olarak doğmuştur. Kişinin toplumla ilişkisini, toplumun kişi mutluluğundaki etkisini anlatan bir edebiyat akımıdır. Çağdaş bir klasisizm yaratmayı amaçlar. Bu akımın diğer adı “Tekruhçuluk” akımıdır. En önemli temsilcisi Fransız şair ve yazar, JULES ROMAİNS’tir.

Ekspresyonizm Akımı

Olayların, varlıkların, gerçekte olduğu gibi değil, sanatçının iç dünyasına göre anlatılması anlayışına dayanır (iç gözlem). Objektiflikten kaçmak bakımından dış âlemi tamamen ortadan kaldırmayı amaçlar. Bu akım aynı zamanda “Dışavurumculuk” akımı olarak da adlandırılır.

Ekspresyonizm Akımının Temsilcileri

J. JOYCE (1882-1941), F. KAFKA (1883-1924), T. S. ELİOT (1888-1965) Türk edebiyatında; OĞUZ ATAY (1934-1979)

2019 AYT OTURUMU
16 Haziran 2019 Pazar